Salihli'nin işgali ve kurtuluş çabaları - 2

10 Ağustos 2018, Cuma
Salihli'nin işgali ve kurtuluş çabaları - 2

Geçen hafta, "Salihli ve Çevresinde Yunan Zulmü" başlıklı yazımız ile Salihli'nin Yunanlılar tarafından işgaline dair süreci anlatmış ve Salihli'nin işgali ve kurtuluşuna dair hazırladığımız yazılarımıza bu hafta devam edeceğimizi belirtmiştik.

Bu yazımızda, işgalin nasıl gerçekleştiğini ve verilen kurtuluş mücadelesini anlatacağız. Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında devletin istiklâli tehlikeye düşmüştü. Bir kurtuluş yolu ve kurtarıcının arandığı bu zamanlarda 13 Kasım 1918'de Mustafa Kemal Paşa İstanbul'a gelir ve gördüğü manzara karşısında "geldikleri gibi giderler" der. İstanbul'da bütün kurtuluş yollarını deneyen Mustafa Kemal Paşa milletin ve devletin buradan kurtarılamayacağını anlayıp Anadolu'ya geçmeye karar verir. İzmir'in işgalinden bir gün sonra 16 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul'dan Bandırma Vapuru ile Samsun'a hareket eder ve 19 Mayıs 1919'da Samsun'a varır. Türk gençliği olarak muhafaza ve müdafaa etmekle vazifeli bulunduğumuz istiklal ve Cumhuriyetimizin temel taşı olan 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışı, tarihimizde bir dönüm noktası teşkil eder.

İzmir'in 15 Mayıs 1919'da Yunanlılar tarafından işgali, özellikle Batı Anadolu kasaba ve merkezlerini tedirgin etmişti. Çünkü Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışından kısa bir süre sonra, Manisa ve Aydın da Yunanlıların işgaline uğramıştı. Manisa, Turgutlu ve Akhisar'ın ardından sıra adeta Salihli'ye geliyordu. Ahmetli sınırına kadar dayanan Yunanlılara karşı bir şeyler yapmak gerektiğine inanan Salihli ileri gelenleri bir araya gelerek Yunan işgaline karşı konulması yönünde fikirler üretiyordu. Mondros Ateşkes Antlaşması ile orduların terhis edilmesi sonucu, düzenli ordunun kurulması öncesinde işgallere karşı ilk direnişi gösteren Kuvay-ı Milliye'dir. Kuvay-ı Milliye, Yunanlıların İzmir'i işgal ederek başladıkları Anadolu istilâsında değişik bölgelerde yer yer kurulmaya başlanan ve şartların zorunlu kıldığı birliklerdi. İşgallere karşı halk örgütleniyor ve efeler idaresinde zeybekler bir araya geliyordu. Böylece Kuvay-ı Milliye, işgallere karşı gücünü göstermeye başlıyor ve büyük bir mücadele veriyordu. Kuvay-ı Milliye'nin Yunan işgaline karşı Milne Hattı ve Salihli cephesinin savunmasında etkili olduğunu söylemek gerekir. Çünkü, Salihli'de Yunan işgaline karşı gönüllü askerler toplanarak güçlü bir Kuvay-ı Milliye kurulmuştu. Ahmetli'nin işgali üzerine Alaşehir'den Salihli'ye gönderilen Yedek Subay Şakir (Ünalan) Bey komutasındaki gönüllü birliği günümüzde "Razlı" olarak bilinen, Özyurt ve Yeşilyurt mahallelerini kapsadığı, o dönemlerin Çakallar Köyü'ne yerleştirilmişti. (Çakallar Deresi'nin batısında yer alan Çakallar Köyü'nün 1950'li yıllarda iki mahalleye -Özyurt ve Yeşilyurt mahalleleri- ayrılarak kente bağlanmıştı.) Salihli cephesinin kurulduğu günlerde Çerkes Ethem Salihli'ye gelmiş ve Salihli'de çok önemli faaliyetlerde bulunmuştur. Batı Anadolu Kuvay-ı Milliye'nin oluşmasında çok önemli katkılarda bulunan Albay Bekir Sami Bey ve Rauf (Orbay) Bey'in daveti üzerine Salihli'ye gelen Çerkes Ethem, Yunan işgaline karşı kurtuluş mücadelesine başlamış ve bugün Salihli Merkez Anadolu Lisesi (Salihli Lisesi), Mehmetçik Parkı ve Askerlik Şubesinin kapladığı alanı, Kuşçubaşı Eşref Bey'e ait olan çiftliği karargah olarak seçmişti.

Batı Anadolu'nun her tarafında işgallerin başlaması birleşme fikrini doğurmuş ve Alaşehir'de kongre toplanmasına karar verilmişti. Geçen haftaki yazımızda Alaşehir Kongresi hakkında ayrıntılı bilgi verdiğimiz için bu yazımızda kongrenin içeriğine değinmeyeceğiz. Birleşme fikri ile birlikte Yunan işgaline karşı mücadeleler kapsamlı bir şekilde başlamış ve Çerkes Ethem Salihli cephesini kumanda etmeye başlamıştı. Burada, sadece Yunanlılara karşı mücadele verilmediğini, Çerkes Ethem'in bölgeye gelmesiyle birlikte Alaşehirliler ve Poyraz çeteleri ile de mücadele ettiğini ifade etmemiz gerekir. Alaşehir Kongresi'nin toplandığı günlerde Salihli cephesinde egemenlik kurmak isteyen Çerkes Ethem'in kumandasına girmek istemeyen Poyraz çeteleri de Çerkes Ethem'e karşı mücadelelerine devam ediyordu. Kuvay-ı Seyyare olarak anılan kuvvetleri ile Çerkes Ethem bölgenin tek hakimi olmak istiyordu. Çıkan çatışmalardan sonra Çerkes Ethem bölgeye tamamen hakim olmayı başarmıştı. Çerkes Ethem, gönüllü süvari ordusu ile Yunan ordusuna karşı vermiş olduğu mücadele sonucunda adından sıkça söz ettirmeye başlamıştı. Bölgede çıkan ayaklanmaların bastırılması için yardım etmesi istenen Çerkes Ethem, Anzavur Ayaklanması'nı bastırmak üzere bölgeye gitmişti. Anzavur'un ikinci kez ayaklanmasının üzerine yine aynı bölgeye giden Çerkes Ethem, daha sonra Düzce'de meydana gelen ayaklanmayı bastırmak üzere Düzce'ye gönderilmişti.

Yozgat'ta da başlayan ayaklanmayı bastırmak üzere bölgeye giden Çerkes Ethem, burada da başarılı olmuştu. Ancak, Çerkes Ethem'in Salihli'de bulunmadığı bu zamanlarda Yunan ordusu Salihli'ye doğru büyük bir saldırıya hazırlanıyordu ve Milne hattı sayesinde planladıkları saldırıya başlayacaklardı. Paris Barış Konferansı'nda İzmir'in işgali konusunda İngiltere ve Fransa, İtalya'nın Akdeniz'de yayılmasını engellemek amacıyla Yunanistan'ı desteklemişti. Yunanlıların Aydın'ı da işgal bölgesine almasına tepki gösteren İtalyanlar, Aydın'ın kendilerine verilmesini istiyordu. İngiltere ve Fransa'nın Kuvay-ı Milliye'nin bölgede vermiş olduğu mücadeleden de rahatsız olmaları sonucu, Türk-Yunan kuvvetleri arasında bir barış hattı kurulmasına karar verilmiş ve bu konuda İngiliz General Milne görevlendirilmişti. İtilaf Devletleri ile Türk milli kuvvetleri arasında bir sınır çizilmesinin kararlaştırılması ile birlikte, az önce ifade ettiğimiz gibi, Yunan ordusunun bu hat sayesinde taarruz hazırlıklarını rahat bir şekilde gerçekleştirdiğini söylemek mümkün. Çünkü Yunan kuvvetleri, 22 Haziran 1920'de Milne hattı üzerinden Salihli'ye doğru saldıraya geçmişti ve 23 Haziran 1920'de Salihli resmen işgal edilmişti.

Devamı haftaya

Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Salihli Sektör Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Obisis.com